GERİ DÖN SEVDAM GERİ DÖN
Yine aralık yine sonbahar yine seni soluyorum , gözlerim senin için dalıyor dipsiz rüyalara ellerim yine soğuk solyanım ise ateşler içinde yanarken yüzüme senin hasretin vuruyor biran…

Yine aralık yine sonbahar yine seni soluyorum , gözlerim senin için dalıyor dipsiz rüyalara ellerim yine soğuk solyanım ise ateşler içinde yanarken yüzüme senin hasretin vuruyor biran…
5 YILIMI ÇÜRÜTTÜM SENİN YOLUNA,
BİR ÜMİT GÖRSEM 5 YIL DAHA FEDA
BİR SÖZÜN YETER BU CANIM FEDA,
SENSİZ YAŞAMAK ZATEN HARAM BANA..
Yine yeniden merhaba ömrüm…. Eskiye dair ne kadar yanlış varsa attım kirlilerimin arasına… Yine yeniden ömrüm olanı çağırmak istedim… Beni koru, beni kolla, beni sakın yalnız bırakma diye… Bu kez olmanı beklemeden, bu kez sancılar ortasında gezinmeden, sadece sevmeyi dilercesine sevmek istiyorum…
Onlarla yıllar önce tanıştım. Bir bar veya diskotek yada gece kulübü, yani yemekten sonra dans edip, eğlenmeye, müzik dinlemeye gidilebilen bir yerde. Ben masalardan birinde, tek başıma vazonun içinde duruyordum. Canım sıkılıyordu aslında. Özel olarak bu iş için, evleri, barları, restoranları ve işyerlerini süslemek, insanlar tarafından sevdiklerine hediye edilmek üzere yetiştiriliyordum. Benim kaderimde de buraya [...]
Genç kız feci bir hastalığın pençesinde kıvranıyordu. Yaralı kalbi artık bu dünyaya daha fazla dayanamamaya başlamıştı. Çok zengin olan ailesi tüm gazetelere, kalp nakli için ilan vermişlerdi… Canını feda edecek birini arıyorlardı…Genç kız ise her gün hastane odasında biraz daha solmaktaydı.
Yine yalnızdı odasında, gözü yaşlı, boynu bükük ölümü bekliyordu…Gözlerini kapadı, bu küçük odada gözyaşı [...]
Sabah erkenden gitarını alıp evden çıktı…posta kutusu boştu gene. Yoo, hayır. Beyaz birşeyler vardı. Kalbi hızla çarparken, kutuyu açıverdi.Elektrik faturası gelmişti…hem de herzamankinden “hoş” bir miktarda…Başka birşey olmadığını bildiği halde, gene kutunun içine bakti…Bo$…Dışarısı, ne soğuk ne de sıcak…kapalı bir havaydı.Yağmur yağmaması için dua etti…şemsiye evde kalmıştı ne [...]
Sedef Çiceği
Mahkeme salonunda, seksenlerindeki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı. Adam inatçı bakışlarla suskun, Nine’nin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözleri ve [...]
Saatlerdir bilgisayarın başında oturuyordu, hala bekledigi mail gelmemişti.
Silkindi. Kac saat olmuştu bilgisayar başına oturalı? İki saatten fazla olmuş, koskoca iki saat? Arkadaşları yemeğe davet [...]
Tam bir dolar seksen yedi senti vardı. O kadar ne bir eksik, ne bir fazla. Della, paraları üç defa saydı. Bir dolar seksen yedi sent, o kadar. Halbuki ertesi gün yeni yıla adım atılacaktı. Della’nın evi, haftada sekiz dolara tutulmuş mobilyalı bir apartman. Tasvire değer bir hali yok. Tam bir fakirhane. Gözyaşları dindikten sonra Della [...]
:.. Bitmeyen Sevgi ::..
Genç adam ellerinde bir buket çiçek, sahile koşarak [...]
Mektup Serserime
Elime son kez aldim kagit kalemi,
Bu sana son mektubum.
Postaci son bir kez haber getirecek benden sana.
Canim bilirim aldirmazsin hicbirseye,
ne sevgiye nede hislere.
Simdi elimde bir sigara var,
bugün cok ictim, bilirim kizacaksin
‘icme demistim’ diyeceksin.
Ama ben yine ayni cevabi verecegim:
Sahte Dostluk…
Dost kalalım ne olur? dedi gözlerimin içine bakarak.. ses çıkaramadım, çünkü boğazıma düğümlenmişti kelimelerim.. oturduğumuz banktan kalkıp sahile doğru ilerledi.. bakakaldım arkasından.. ve onu ne kadar çok sevdiğimi düşündüm.. ama o bana dost kalmamız gerektiğini söylüyordu..
düşündüm sonra, dost kalabilir miyim diye? “hayır, dost falan olamayız” dersem bir daha göremeyecektim, “peki dost kalalım” dersem bundan [...]
Her şey güzel olacaktı. Sen, ben ve hayatımız… Hayallerimiz ve hedeflerimiz… Seni tanıyıp sevdikten sonra hayatıma dair verdiğim sözler… Hepsi çok güzel olacaktı, sen de olsaydın…
Seni tanımak, bana hayatı tanımak gibi geldi. Seni tanımak ve senin ideallerini hayata taşıma yolunda beraber olmak için söz vermiş ve bu beraberliği, ömür boyu sürdürme kararımızı nikâhla noktalamıştık. ‘Daima [...]
CARİYENİN ÖLDÜREN AŞKI
Yavuz Sultan Selim Han Mısır ı fethettiğinde bir süre orada kalır.
İdareyi eline alıp kendi hâkimiyetini yerleştirmek için bu elzemdir.
Bu sırada bir çadırda kalıyor.
Çadırı süpürüp temizleyen yemeği yapan Mısırlı bir cariye vardır ki
Yavuz Selim Han sabah çıkınca cariye geliyor akşama kadar çadırı temizleyip
yemekleri hazırlayıp gidiyor
akşam olunca da Yavuz Selim Han çadırına dönüyor.